İhracatta Sürdürülebilir Üretim Ağları

Sn. Ekonomi Bakanımız Zafer Çağlayan 20.09.2012 tarihinde yaptığı basın toplantısında 2023’e giden yolda ihracata dönük yeni bir üretim planlamasını, üretim maliyetleri ve sürdürülebilir rekabet boyutunda oluşan yeni bakış açısı hakkında bilgilendirme yapmıştır.

Bu bakış açısı çerçevesinde öncelikli olarak Yeni Teşvik Sistemini kurgularken baz alınan verilerin kullandığını belirtmiştir. Burada kullanılan veriler Türkiye genelinde ihracat yapan 35.000 firmanın ihracat, ithalat, üretim, satış ve yatırım verilerinden oluştuğunu ve bu verilerin kaynaklarının Ekonomi Bakanlığı, Sanayi Bakanlığı, Ulaştırma Bakanlığı, Maliye Bakanlığı ile TUİK verilerinden ve firma listelerinden oluştuğuna değinmiştir. Kısaca bu veriler aşağıdaki gibidir.

  • Türkiye imalat sanayi 2011 yılında yaklaşık 250 milyon tonluk “üretimden satış” hacmine ulaştı. (Enerji hariç)
  • Bu üretim 15 milyon 600 bin adet ağır vasıtaya denk bir trafik hacmi yarattı.
  • İmalat Sanayi 2011 yılında, bir önceki yıla kıyasla yaklaşık 20 milyon tonluk bir büyüme gösterdi.
  • Bu 2011 yılında, önceki yıla kıyasla 1 milyon 100 bin ağır vasıta tarafından taşınabilecek bir yüke denk geliyor.
  • İmalat firmaları arasında, üretime yönelik olarak 50 milyon tonluk girdi alış-verişi gerçekleşti.
  • Yalnızca bu girdilerin taşınması için 2 milyon 940 bin ağır vasıta kullanıldı.

Bu verilerin yorumlanmasında kara yolu taşımacılığının yoğun olarak kullanılmasından dolayı kara yolu taşımacılığı verilerinin kullanıldığını belirten Sn. Çağlayan değerlendirme sonucunda aşağıdaki sonuçlara ulaşıldığını belirtmiştir.

ü  Dış ticaret açısından bakıldığında; firma için ithalat yapmak, lojistik açıdan, ihracata kıyasla kolay görünüyor.

ü  İthal girdi kullanımında ortalama lojistik mesafesi, yerli girdiye kıyasla oldukça düşük, yaklaşık üçte biri. Yani lojistik anlamda ithalat, yerli girdiye kıyasla çok daha avantajlı.

Bu sonuç ihracatın ithalat karşısında lojistik anlamında daha güçlü olması gerektiği sorusunu gündeme getirdiğini belirten Sn. Bakanımız firmaların girdilerini kendilerine yakın yerlerden temin almaya çalıştığını belirtmiştir. Bu yüzdende il bazında üretimin niteliğinin ve katma değerinin arttırılması ile ortaya çıkacak ufak bir iyileştirmenin dahi büyük önem arz ettiğine değinmiştir.

6 teşvik bölgesi içinde “İhracata Dönük Üretimde” lojistik avantajı en yüksek illeri aşağıdaki gibi sıralayan Sn. Çağlayan, her bir ilin ayrı ayrı ele alınarak kara, demir ve hava taşımacılığı açısından yol haritalarının belirlenmesi çalışmalarının devam ettiğini belirtmiştir.

  • 1. Bölgede ve tüm Türkiye’de Kocaeli,
  • 2. Bölgede Tekirdağ,
  • 3. Bölgede Balıkesir,
  • 4. Bölgede Düzce,
  • 5. Bölgede Çankırı,
  • 6. Bölgede Şanlıurfa

Bu noktada Ulaştırma Bakanlığının yaptığı çalışmalara değinen Sn. Bakan kara, demir, deniz ve hava yolu için yapılan çalışmalar hakkında detaylı bilgi vermiştir.

Ayrıca hangi ilin hangi ile ne kadar girdi verdiği, illerin üretimde kullandıkları girdilerinin ne kadarını kendilerinin ürettiği noktasında aşağıdaki bilgileri vermiştir.

  • 1. Bölge kendine yeterlilik oranı %56
  • 2 ve 3. Bölgelerin üçte bir oranında
  • 4-5 ve 6. Bölgelerde ise %15 seviyesinde

Bu çalışmalar ile 3 modelin hayata geçirilmeye çalışıldığı belirtilmiştir.

  • Kendine Yeterliliği Yüksek İl Modeli
  • Bölgesini Besleyen “Uydu İller”
  • Tek Merkezlilikten “Dual” Yapıya Geçiş

1.       “Kendine yeterliliği yüksek il modeli” ile hedefimiz; illerin kendi içerisinde sektörel kümelenme yapıları da dikkate alarak dikey entegrasyona sahip bir yapıya kavuşmak.

2.       “Bölgesini Besleyen “Uydu İller” modelinde ise amacımız belirli bir sanayi altyapısına sahip olan illerimizin yalnızca kendine yeterli olması değil; aynı zamanda etrafındaki illeri de besleyecek duruma gelmesi. Örneğin; Gaziantep, Adana, Manisa, Denizli gibi çevresini besleyen uydu kentlerin sayısını artırmamız gerekiyor.

3.       “Tek Merkezlilikten “Dual” Yapıya Geçiş” Yapılan araştırmalarda İstanbul ve Ankara arasında alternatif şehirlere ihtiyaç duyulduğu gerçeğini ortaya çıkarmıştır. Bu noktada niçin alternatif şehirler bulunması gerektiğini aşağıda şekilde açıklamışlardır;

  • Ekonomiye Yeni Bir İvme/Heyecan Kazandırmak: Bugün Türkiye’nin bu heyecana ihtiyacı var.
  • Refahı Ülke Geneline Yayarak Merkezdeki Stresi Daha Fazla Artırmamak
  • Çevre İllerin Üretimde Rekabet Avantajını Artırmak
  • Orta-Doğu, Orta-Asya ve Afrika’ya Rekabetçi Şekilde İhracat Yapabilecek Üretim Üssü Oluşturmak

Bu amaçlar doğrultusunda oluşturulacak yeni üretim üslerinin sadece o şehre değil tüm Türkiye’ye lojistik anlamda avantaj sağlayacağını belirtmiştir. Marmara Havzası dışında kurulacak bir üretim üssünün tüm Anadolu’nun üretim girdilerini daha hızlı yakın mesafeden tedarik etmesini sağlayacağı avantajını ön plana çıkarmıştır.

 

Basın toplantısının basın metninin www.ekonomi.gov.tr adresinden temin edebilirsiniz.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir